Fıkıhsız Helal Gıda Olmaz

Dr. Mehmet ÇELEN

İslâm Hukuku Uzmanı

Bugün yediğimiz gıdalar, bize ne kadar mutluluk veriyor? Gıdalar bize bereket mi getiriyor? Yoksa var olan bereketi de alıp götürüyor mu? Ya da yaşamımızı ferah ve güçlü kılıyor mu? Bize, sağlıklı ve problemsiz bir hayat bahşediyor mu?

   Günümüzde bu sorulara olumlu ve sıkıntısız cevap vermek mümkün değildir. Bunun nedeni üzerinde durduğumuzda, birçok etken karşımıza çıkmaktadır.

Modern yaşam tarzı, insanların ve toplumların birçok alışkanlığını ve geleneğini değiştirdi. Ayrıca dünyaya egemen olmaya çalışan vahşi kapitalizmin para hırsıyla yanıp tutuşan dayatmaları, parayı ve maddeyi baş tacı eden zihniyeti, daha çok kazanma maksatlı oluşturmak istediği mekanizmalar, her şeyi otomatikleşmeye ve fabrikalaşmaya dayalı kılan sanayileşme normal hayatı çığırından çıkarıyor ve yaşanılmaz kılıyor.

Gıda sanayinde kullanılan binlerce “gıda katkı maddeleri”, son zamanlarda gittikçe yaygınlaştırılmaya çalışılan “genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO’lu maddeler)”, Allah’ın haram kıldığı “kan, domuz ve murdar hayvanlar”ın gıda sanayinde ve değişik endüstrilerde yaygın bir şekilde kullanılması, “alkollü içeceklerin ve uyuşturucuların” kullanımının gün geçtikçe artış göstermesi bütün insanlığı tehdit etmektedir.

Tanrıtanımaz batının ve doğunun tabiata egemen olma tutkuları ve parayı tanrılaştırmaları, dünyadaki dengelerin değişmesine, organik tarımın yok edilmesine neden olmuş ve Allah’ın bahşettiği oksijeni insanın gönül rahatlığıyla teneffüs etmesini dahi engellemiştir.

Bu tehditler ve olumsuzluklar karşısında yaşayan dinler bir takım tedbirler almıştır. Bu konuda özellikle Yahudiler, daha sonra 1970’li yıllardan itibaren Müslümanlar somut adımlar atmışlardır. Gayri Müslim ülkelerde azınlık olarak yaşayan Müslümanlar, bu konuda daha öncelikli girişimlerde bulunmuşlardır. Bunun başını da, ABD’de yaşayan Müslümanlar çekmiştir.

Gıdalar, yiyecek ve içecekler insanı şekillendiriyor. Onun için temiz, sağlıklı ve zararsız olması gerekir. Sağlığa zarar veren, temiz ve hijyen olmayan gıdalar insanlığın geleceğini karartmakta, yeni nesillerin sağlıksız yetişmesine ve büyümesine neden olmaktadır. Özellikle gıda katkı maddeleri, kendi içinde birçok hastalığı barındırmakta, kanser riskini artırmaktadır. Genetiği değiştirilmiş organizmalar, birçok ülkede yasaklanmış, diğer ülkelerde de yasaklanmak için mevzuatlar düzenlenmektedir. Bunların insanlığa zararları, oluşturduğu hastalıklar hâlâ ciddi tehlike arz etmektedir. Helal gıda, temiz, sağlıklı ve zararsız gıda anlamına gelmektedir.

Kosher, Yahudi Şeriatına uygun uygulama

Yahudi bilginler, dinlerinin ve şeriatlarının esaslarına uygun uygulama olarak, bütün yiyecek ve içeceklere Kosher damgası vurulmasını başlatmışlardır. Yahudiler de bilinçli olarak, Kosher damgası olmayan gıdaları kullanmamış ve hâlâ da bu esaslara riayet etmektedirler. Yalnızca din bilginleri Hahamların öncülüğünde verilen Kosher sertifikaları, bugün dünyada yaygın bir biçimde kullanılmaktadır. Hahamların onayladığı sertifikalar, dini anlamda geçerli olmakta ve Yahudilerle ticaret yapan sanayinin gıda sektöründe kullanılmaktadır.

Yahudi iş adamları, Kosher sertifikası olmayan işletmelerle kesinlikle ticaret yapmamaktadır. Bunun farkında olan ticaret dünyası da, ürettikleri malları Yahudilere satabilmek için Kosher sertifikası almaktadır.

Helal Sertifika, İslâm’a göre uygulamadır

İslâm, din olarak bütün hayatı kuşatan esaslar getirmiştir. Bu esasları da, Kur’ân ve sahih sünnet belirler. Bu çerçevede, Müslüman’ın hayatına dair uygulamaları İslâm fıkhı belirler. Helal ve haram meselesi de, fıkhın meselesidir. Din ve fıkıh alanında belirleyici hüküm verecek olanlar da, fakihler ve İslâm âlimleridir. Yoksa bunlar, fen bilimleri; mühendisler, tabipler, eczacılar, kimyacılar ve fizikçiler tarafından belirlenecek hükümler ve kurallar değildir. Asırlardır, fakihler ve İslâm âlimleri tarafından uygulanan hükümler Müslümanlarca uygulanmaktadır.

Fıkıhsız helal gıda olmaz

İlimsiz ve fıkıhsız hiçbir ibadet olmadığı gibi, helal gıda da olmaz. Çünkü helal ve haramı belirleyen ilim dalı fıkıhtır. Bu hükümleri de fakihler verir. Bu konuda, fakih olmayan, fıkhı, Kur’ân ve sahih sünneti bilmeyen kişilerin verdiği hükümler geçersizdir. Muhkem hükümler, helaller ve haramlar zaten bellidir. Şüpheli ve açıkça hükmü belirtilmemiş olanlar üzerinde fakihlerin inceleme ve araştırma sonucunda karara bağladığı hükümler, her zaman geçerlidir. İslâm milletini bağlayıcı hükümlerdir. Bu anlamda çalışmalarını sürdüren Müslümanlar, birçok kuruluşlar kurmuştur. Onlara bir göz atmaya çalışalım.

IFANCA

Özellikle ABD’de yaşayan Müslümanlar, 1970’li yıllarda ferdi gayretlerini birleştirerek organik çalışmalar yapmaya başlamışlardır. Bu çalışmalar meyvesini vermeye başlamış, Müslümanlar ABD’de ilk olarak bu alanda çalışma yapmak üzere 1982 yılında IFANCA (Islamic Food and Nutrition Council of America/Amerika İslâmî Gıda ve Beslenme Konseyi) isminde bir konsey kurmuşlardır. Bu konsey, önce gıda ve beslenme alanında eğitim ve öğretim, danışmanlık faaliyetlerinde bulunmuştur. Daha sonra helal sertifikalama işlemlerine başlamış ve bunun alt yapısını oluşturmaya çalışmıştır. Konsey, hâlâ Amerika kıtasında, Avrupa’da ve Afrika’da sertifikalama faaliyetlerini yürütmektedir.

            İslâm Dünyası’nda ise, helal sertifikalama işinin öncülüğünü Malezya yapmıştır.

  World Halal Forum/Dünya Helal Forumu

Bu kuruluş, Malezya’da kurulmuş bir çatı kuruluşudur. Günümüzde 90 üyesi bulunmaktadır. Bunların kendilerinin oluşturduğu “Dünya Helal Standartları” mevcuttur.

               World Halal Council (WHC)/Dünya Helal Konseyi

 Bir çatı kuruluş olan Dünya Helal Konseyi, merkezi Cakarta’da olup 40 ülkeden üyesi bulunmaktadır. Endonezya merkezli olan bu kuruluş, 2002 yılında kurulmuş, her yıl olağan toplantılarını bir ülkede gerçekleştirmektedirler. Bunların kendilerinin oluşturduğu “Dünya Helal Standartları” mevcuttur.

 OIC-İslâm Konferansı Teşkilatı Çalışmaları

 57İslâm ülkesinin üye olduğu İslâm Konferansı Teşkilatı’nın çalışmaları, birkaç yıldır devam etmekte olup, standart ile akredite kuruluş oluşturma gayretleri içindedir. İKT Helal Standart çalışmaları henüz sonuçlanmış değildir, birkaç yıldır üzerinde değişik ülkelerin uzmanları nezdinde devam etmektedir. Türkiye’den Türk Standartları Enstitüsü direkt bu çalışmalara katılmakta, sivil toplum kuruluşlarını bu çalışmalara dâhil etmemektedir.

            Şu an ki durumuyla dünyadaki helal sertifika kuruluşları, tam bir dağınıklık içindedir. Logolar, standartlar ve olaylara bakış açıları farklı farklı olup, çok değişik uygulamalar sergilemektedirler. Her ne kadar çatı kuruluşlar bu dağınıkları azaltmakta ise de, yok edememektedir.

            Dünyadaki helal sertifika kurumları, büyük ölçüde vakıf, dernek ve sivil toplum kuruluşu olarak görev yapmaktadır.

Helal Vakfı

Helal Sertifika Otoritesi

Helal Gıda Konseyi

Helal Standart Enstitüsü

Helal Ürünler Araştırma Enstitüsü

İslâm Eğitim Merkezi

Helal Ürün Geliştirme Hizmeti

Helal Standartlar ve Sistemler gibi benzeri isimler altında faaliyet göstermektedirler.

Genelde şirket ve ticari bir firma şeklinde çalışmamaktadırlar. Helal sertifikalama karşılığında, bu faaliyetleri deruhte etmek ve devamını sağlamak için belli ücretler talep etmektedirler.

Helal Sertifikalama ve Ulema Meclisleri

      Dünyadaki helal sertifika kurumlarının başkanları, büyük ölçüde teknik bilim adamları veya teknik personeldir. Her kuruluş, kendi ulema meclislerini/şer’î heyetleri oluşturmuş, onların aldığı kararlara ve fetvalara göre hareket etmektedirler. Helal, haram, mekruh, meşbuh gibi meseleler, fıkhî meseleler olduğu için bu kararı verecek olanlar da fakihler/âlimler olacaktır.

            Fakihlerle müspet bilimlerdeki bilginlerin istihaleye/değişime ve temizliğe bakış açıları farklıdır. Fıkhın esasını ve ruhunu kavramayan, bu alanda ciddi anlamda eğitim almamış teknik bilim adamları da, yetkileri olmadığı halde bazen “şu helaldir”, “bu haramdır” gibi fetvalar vermekte, bu tutum sonucunda karışıklıklara neden olmaktadır.

            Gerek teknik bilim adamları gerek helal sertifika kurumunun idarecileri, helal ve haram noktasında “ulema meclislerine” bağlı olarak çalışmak zorundadırlar. Ulema meclislerine bağlı olmayan, onların aldığı kararlara saygı göstermeyen teknik bilim adamlarını helal sertifika kurumlarında görev vermemek gerekir. Ayrıca bu kararlara bağlı olmayan, uymayan ve saygı göstermeyen kişileri de unvanları ne olursa olsun, helal sertifika kurumlarının idarecisi veya yönetim kurulu üyesi yapmamak lazımdır. Bu tutumda olanlar, helal sertifika kurumlarını çalıştırmaz ya da başka mecralara sürüklerler.

            Bu durum da, dünyadaki helal sertifika kurumlarında tam anlamıyla oturmuşluk arz etmemekte ve halledilmesi gereken ciddi bir tehlike olarak önümüzde durmaktadır.

Türkiye’de helal gıda ve sertifika

Türkiye’de bu tür arayışlar, önceden de olmakla birlikte en belirgin bir şekilde 1970’li yıllarda ortaya çıkmıştır. Özellikle margarin yağının yenilmemesi ile başlayıp, dindar kasaplardan et alma hassasiyeti ile devam etmiştir. Her lokantada etli yemek yememe ve diş fırçalarında domuz kılı bulunma ihtimali, Müslümanları daha dikkatli hale getirmiştir.

Her kesimden Müslümanlar, yiyecek ve içeceklerine dikkat etmişler, helal gıda arayışları içinde olmuşlardır. Coca Cola ve gazozlardaki alkol miktarları ve bunların üreticileri tarafından oranlarının gerçek olarak açıklanmaması, şüpheleri daha da artırmıştır.

Bu tarz çalışmaların daha çok içe dönük olması sonucunda, topluma açık organik yapılanmalara ihtiyaç duyulmuştur. 2000’li yılların ortalarında bu amaçla dernek ve vakıf çalışmaları oluşturulmaya başlanmıştır.

Helal ve Sağlıklı Gıda Platformu

Gıda Güvenliği Derneği

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi

Sağlık Vakfı

Vefader

Gıda Güvenliği Hareketi

Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Sertifikalama ve Denetleme gibi isimler altında dernek ve vakıf çalışmaları yürütülmeye başlanmıştır. Bu çalışmalar hâlâ varlığını sürdürmektedir.

Uluslararası Konferanslar

Türkiye’de ilki 2007 yılında Dünya Helal Forumu tarafından düzenlenen uluslararası bir konferans düzenlenmiştir.

İkincisi Şubat 2008, üçüncüsü Nisan 2009’da GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalama Araştırmaları Derneği) tarafından düzenlenmiştir. Bu iki konferans, basında yer almış ve iyi bir ses getirmiştir.

  Yeni oluşum şart

Türkiye’de çok ciddi arayışları başlatmıştır. Bütün Müslümanları kuşatacak, ilmî ve fıkhî esaslara riayet edecek, âlimlerin aldığı kararlara bağlı kalacak, ufku geniş ve dünyaya da açılabilecek yeni bir oluşumu gerekli kılmıştır. Bütün STK’ları kucaklayan, herkese açık, Müslüman ve gayr-i Müslimlerin dahi güvenle yöneleceği bir kuruluş olması şarttır.

 11.10.2009

Popularity: 2% [?]