Dr. Murat ŞİMŞEK
İnsan oğlunun hayatını devam ettirebilmesinin temel ihtiyaçlarından biri gıdadır.
İslama göre mümin bu ihtiyacını helal dairesi içerisinde gidermelidir.
Helal ve haram sınırına riayet etmek özellikle gıdalar konusunda ayrı bir önem taşımaktadır.
Helal ve Haram
Haram: Şariin (Allah’ın) işlenmesini kesin bir şekilde nehyettiği ; bu yasağa aykırı davranana ahirette ikabı, bir kısmında ise dünyada da şeri cezayı gerekli kıldığı şeylerdir.
Yani dinen yasaklanmış durumlardır.
Helal: Hakkında herhangi bir yasaklayıcı emrin bulunmadığı, şariin yapılmasına müsaade ettiği şeylerdir.
Yani dinen izin verilmiş, serbest bırakılmış konular demektir.
Mekruh: Haram mertebesinde olmamakla birlikte Şariin (Allah Teâla ya da Hz. Peygamber’in) işlenmesini kesin (ısrarlı) olmayan bir şekilde yasakladığı şeylerdir.
Tüm konularda olduğu gibi helal ve haram gıdalar konusunda da İslam dünyasında iki yaklaşım var:
1- Batıyı ve Batılılaşmayı esas alıp, bu tarz dini temelli konuları önemsemeyen yaklaşım
2- Nassın veya bir ibarenin zahir anlamına bağlı kalıp, taassub ve teşeddüd gösteren yaklaşım.
Helal ve haram konusunda ilkeler
1- Helal ve haramı belirleme yetkisi sadece Allah’a (ve O’nun verdiği izin çerçevesinde Hz. Peygamber’e) aittir.
32. De ki: Allah’ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle kıyamet gününde müminlerindir. İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz. Araf 32
قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ اللَّهِ الَّتِي أَخْرَجَ لِعِبَادِهِ وَالطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِ قُلْ هِيَ لِلَّذِينَ آَمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَذَلِكَ نُفَصِّلُ الْآَيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
157. Yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları o elçiye, o ümmî Peygamber’e uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar.Araf 157
الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِيَّ الْأُمِّيَّ الَّذِي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِنْدَهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَالْإِنْجِيلِ يَأْمُرُهُمْ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَاهُمْ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَائِثَ
Eşyada asıl olan ibahadır (serbestliktir).
الاصل في الأشياء الإباحة
Çoğunluk alimlere göre eşyada asıl olan serbestliktir. Haram olduğunu söylemek için delil istenir.
Hanefiler genel itibariyle eşyada asıl olanın haramlık (hurmet) olduğu kanaatindedirler. Yani yeni ortaya çıkmış bir şey ilkten haram sayılıp, helal olduğuna dair delil istenir. Veya haram olmadığına dair bir delil istenir.
Helali haram, haramı helal kılmak şirke yakın günahtır.
Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak “Bu helâldir, şu da haramdır” demeyin, çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler. Nahl 116
وَلَا تَقُولُوا لِمَا تَصِفُ أَلْسِنَتُكُمُ الْكَذِبَ هَذَا حَلَالٌ وَهَذَا حَرَامٌ لِتَفْتَرُوا عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ إِنَّ الَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَ
Haram esas itibariyle habis ve zararlı şeylerde söz konusudur.
İslamda sırf zarar ve habis olanlar yasaklanmış, sırf temiz ve faydalı olanlar ise helal kılınmıştır.
(Yahudilerle ilgili yasaklar ceza amaçlıdır).
Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.
رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ
De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah’tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum.
فَإِنَّهُ رِجْسٌ
أَوْ فِسْقًا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللَّهِ بِهِ
Helaller harama ihtiyaç bırakmayacak kadar çoktur.
İslam mutlaka alternatifini getirmiştir.
Maide, 4-5… Kendileri için nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi ve temiz şeyler size helâl kılınmıştır. Allah’ın size öğrettiğinden öğretip avcı hale getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaladıklarından da yeyin ve üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin). Allah’tan korkun. Allah’ın hesabı pek çabuktur.
5. Bugün size temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır. Kendilerine kitap verilenlerin (yahudi, hıristiyan vb. nin) yiyeceği size helâldir, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir.
يَسْأَلُونَكَ مَاذَا أُحِلَّ لَهُمْ قُلْ أُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ الْجَوَارِحِ مُكَلِّبِينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ اللَّهُ فَكُلُوا مِمَّا أَمْسَكْنَ عَلَيْكُمْ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ سَرِيعُ الْحِسَابِ (4)
الْيَوْمَ أُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ وَطَعَامُ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ حِلٌّ لَكُمْ وَطَعَامُكُمْ حِلٌّ لَهُمْ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ إِذَا آَتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ مُحْصِنِينَ غَيْرَ مُسَافِحِينَ وَلَا مُتَّخِذِي أَخْدَانٍ وَمَنْ يَكْفُرْ بِالْإِيمَانِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُ وَهُوَ فِي الْآَخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Haram konusunda hile de haramdır.
Bakara, 65: İçinizden cumartesi günü azgınlık edip de, bu yüzden kendilerine: Aşağılık maymunlar olun! dediklerimizi elbette bilmektesiniz.
Araf, 166:Kibirlenip de kendilerine yasak edilen şeylerden vazgeçmeyince onlara: Aşağılık maymunlar olun! dedik.
وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ الَّذِينَ اعْتَدَوْا مِنْكُمْ فِي السَّبْتِ فَقُلْنَا لَهُمْ كُونُوا قِرَدَةً خَاسِئِينَ
فَلَمَّا عَتَوْا عَنْ مَا نُهُوا عَنْهُ قُلْنَا لَهُمْ كُونُوا قِرَدَةً خَاسِئِينَ
Harama götüren vasıtalar da haramdır.
İsra, 32: Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.
وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنَا إِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَسَاءَ سَبِيلًا
(2271)- Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) hamrla ilgili olarak on kişiye lanet etti: “(Hammaddesinden şarap yapmak maksadıyla) sıkana ve sıktırana, içene ve sâkilik yapana, (imalathâneden veya depodan, toptancıdan perakendeciye veya müstehlike kadar) taşıyana ve taşıtana, satana ve satın alana, bağışlayana, bunun parasını yiyene”. Tirmizî, Büyû 59, (1295); İbnu Mâce, Eşribe 6, (3381);
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَعَنَ اللَّهُ الْخَمْرَ وَشَارِبَهَا وَسَاقِيَهَا وَبَائِعَهَا وَمُبْتَاعَهَا وَعَاصِرَهَا وَمُعْتَصِرَهَا وَحَامِلَهَا وَالْمَحْمُولَةَ إِلَيْهِ
İyi niyet haramı meşru hale getiremez
Müminun, 51:”Ey Peygamber! Temiz olan şeylerden yeyin; güzel işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyle bilmekteyim
يَا أَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا إِنِّي بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ
Bakara, 172: Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yeyin, eğer siz yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız O’na şükredin.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَاشْكُرُوا لِلَّهِ إِنْ كُنْتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
Bir kimse (Hak yolunda) uzun sefere çıkar, saçları dağılmış, toza toprağa bulanmış bir hâlde ellerini semâya uzatarak: Yâ Rabbî, yâ Rabbî! diye duâ eder. Hâlbuki yediği haram, içtiği haram, giydiği haram (hâsılı) kendisi haramla beslenmiş olursa böylesinin duası nasıl kaböl edilir?» Müslim.
ثُمَّ ذَكَرَ الرَّجُلَ يُطِيلُ السَّفَرَ أَشْعَثَ أَغْبَرَ يَمُدُّ يَدَيْهِ إِلَى السَّمَاءِ يَا رَبِّ يَا رَبِّ وَمَطْعَمُهُ حَرَامٌ وَمَشْرَبُهُ حَرَامٌ وَمَلْبَسُهُ حَرَامٌ وَغُذِيَ بِالْحَرَامِ فَأَنَّى يُسْتَجَابُ لِذَلِكَ
« من جمع مالا حراما ثم تصدق به لم يكن له فيه أجر ، وكان إصره (اثمه) عليه »
Şüpheli şeylerden kaçınmak esastır. Harama düşmekten kaygı içinde olmak gerekir. (Ancak burada (faizdeki gibi) şüphe hakikat makamında değildir,
«Şüphesiz halâl aşikâr, haram da aşikârdır; ama ‘aralarında bir takım şüpheli şeylervardır ki, onları insanlardan birçoğu bilmez. İmdi bu şüphelerden kim korunursa dîni ve ırzı için berâet almıştır. Her Mm bu şüphelere düşerse harama konar. Korunan bir yerin etrafında hayvan otlatan çobanın hayvanlarını oraya kaçırması yakıncactk olduğu gibi.
Dikkat!.. Her hükümdarın bîr mahrûresi vardır. Dikkat!.. Allah’ın mahrûsesİ de haram kıldığı şeylerdir. Dikkat!.. Bedende bîr et parçası vardır ki, bu parça işe yarayışlı olursa bütün beden yarayışlı olur; bozuk olursa bütün beden bozulur. Dikkat!.. O da kalptir.» Buhari ve Müslim.
سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ الْحَلَالُ بَيِّنٌ وَالْحَرَامُ بَيِّنٌ وَبَيْنَهُمَا مُشَبَّهَاتٌ لَا يَعْلَمُهَا كَثِيرٌ مِنْ النَّاسِ فَمَنْ اتَّقَى الْمُشَبَّهَاتِ اسْتَبْرَأَ لِدِينِهِ وَعِرْضِهِ وَمَنْ وَقَعَ فِي الشُّبُهَاتِ كَرَاعٍ يَرْعَى حَوْلَ الْحِمَى يُوشِكُ أَنْ يُوَاقِعَهُ أَلَا وَإِنَّ لِكُلِّ مَلِكٍ حِمًى أَلَا إِنَّ حِمَى اللَّهِ فِي أَرْضِهِ مَحَارِمُهُ أَلَا وَإِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ أَلَا وَهِيَ الْقَلْبُ
Haramlar herkes için geçerlidir
Nisa, 105: Allah’ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab’ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma!
إِنَّا أَنْزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ بِمَا أَرَاكَ اللَّهُ وَلَا تَكُنْ لِلْخَائِنِينَ خَصِيمًا
Zaruretler memnu olan şeyleri mubah kılar.
Bakar, 173: Allah size ancak ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına saldırmadan ve haddi aşmadan bir miktar yemesinde günah yoktur. Şüphe yok ki Allah çokça bağışlayan çokça esirgeyendir.
Maide, 3: Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, (taş, ağaç vb. ile) vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş (hayvanlar ile) canavarların yediği hayvanlar -ölmeden yetişip kestikleriniz müstesna- dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyle kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı beğendim. Kim, gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haram etlerden yiyebilir). Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
Enam, 145: De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah’tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir.
Nahl, 115: (Allah) size, sadece ölü hayvanı kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanı haram kıldı. Ancak kim mecbur kalırsa (başkalarının haklarına) saldırmaksızın, sınırı da aşmadan (bunlardan yiyebilir). Çünkü Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.
فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَلَا إِثْمَ عَلَيْهِ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ (173)bakara
فَمَنِ اضْطُرَّ فِي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِإِثْمٍ فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ (3)maide
فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَإِنَّ رَبَّكَ غَفُورٌ رَحِيمٌ (145)Enam
فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ (115)nahl
Allah temiz olan şeyleri (Tayyibât) helal; Pis olan şeyleri (habâis) haram kılmıştır.
Maide, 5: . Bugün size temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır.
Nisa, 2: Yetimlere mallarını verin, temizi pis olanla değişmeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katarak (kendi malınızmış gibi) yemeyin; çünkü bu, büyük bir günahtır.
Maide,100: De ki: Pis ve kötü ile temiz ve iyi bir değildir; pis ve kötünün çokluğu tuhafına gitse (yahut hoşuna gitse) de (bu böyledir). Öyleyse ey akıl sahipleri! Allah’tan korkunuz ki kurtuluşa eresiniz.
Bakra, 167: Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Biliniz ki Allah zengindir, övgüye lâyıktır.
قُلْ أُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ
وَآَتُوا الْيَتَامَى أَمْوَالَهُمْ وَلَا تَتَبَدَّلُوا الْخَبِيثَ بِالطَّيِّبِ وَلَا تَأْكُلُوا أَمْوَالَهُمْ إِلَى أَمْوَالِكُمْ إِنَّهُ كَانَ حُوبًا كَبِيرًا (2)Nisa
قُلْ لَا يَسْتَوِي الْخَبِيثُ وَالطَّيِّبُ وَلَوْ أَعْجَبَكَ كَثْرَةُ الْخَبِيثِ فَاتَّقُوا اللَّهَ يَا أُولِي الْأَلْبَابِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ (100)Maide
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا أَنْفِقُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّا أَخْرَجْنَا لَكُمْ مِنَ الْأَرْضِ وَلَا تَيَمَّمُوا الْخَبِيثَ مِنْهُ تُنْفِقُونَ وَلَسْتُمْ بِآَخِذِيهِ إِلَّا أَنْ تُغْمِضُوا فِيهِ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ غَنِيٌّ حَمِيدٌ
Tayyib ve Habis Kavramları
Hakkında nass bulunmayan helal-haram konularında temel kriter olarak alınmıştır.
Tayyibat:
hoşa giden, beğenilen şeyler
Yenilmesi helal olan yiyecek
Usulüne uygun olarak kesilmiş hayvan
Verimli ve temiz toprak
Salih amel sahibi erdemli insanlar
Habâis:
İğrenç olan ve temiz olmayan şeyler
Haram şeyler
Münafık ve kafir
Kalitesiz kötü mal
Haramlar sadece Kur’an’dakilerle sınırlı mıdır
Haramların tadat edildiği ilgili ayetlerde yasaklanan hayvansal gıdalar (leş, akıtılmış kan, Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar ve domuz eti olmak üzere) 4 tanedir. Bunlar ikisi mekkî (Enam, Nahl), diğer ikisi Medenî (Bakara, Maide) dört surede tekrarlanmaktadır.
1- Bu ayetlerin ortak özelliği, hepsinde “hasr” (sınırlama, kayıtlama) edatı kullanılmış olmasıdır. Yani sayılan bu 4 sınıf haricinde haram gıda olmadığını ifade etmektedir.
2- Ayrıca Hz. Peygamber (ass) in, yağ, peynir ve yaban eşeğinin helal olup olmadığı sorulduğunda “Helal, Allah’ın kitabında helal kıldıkları, Haram da, Allah’ın kitabında hatam kıldıklarıdır. Hakkında bir açıklamada bulunmadıkları ise mubah (serbest) olan şeylerdir. (Tirmizi, Libas, 6). cevabını verdiği rivayet edilir.
İbn Abbâs, İbn Ömer ve Hz. Âişe gibi sahabilerin haram olan gıdaları ayetlerde ifade edilenlerle sınırlı gördükleri rivayet edilir.
Ancak Hz. Peygamber’in (ass) ayetlerde yer alanlar dışında
Köpek dişleri ile avlanan ve kendini savunan yırtıcı hayvanların
Pençeleri ile avlanan ve saldıran yırtıcı kuşların
Evcil eşeklerin vs.
Etini yemeyi yasakladığına dair rivayetler de mevcuttur.
Çelişki nasıl giderilecek?
1. İhtimal: haram gıdaların ayetlerdekilerle sınırlandırılması (hasr) hükmü, hadislerle kaldırılmıştır.
2. İhtimal: ayetler hasr ifade etmemektedir. Çünkü cahiliye dönemindeki bazı inanışları reddetmek gibi özel bir bağlama sahiptir.
3. İhtimal: Ayetlerde yer almayan yani Hz. Peygamber tarafından konulan yasaklamalar, haramlık (tahrîm) değil, kerahet ifade etmektedir.
Hanefiler ve Malikiler Kur’an’da açıkça yasaklanmayan hususlarda “haram” ifadesini kullanmama konusunda hassasiyet göstermişlerdir.
Malikiler ve Hanefiler bu sebeple, ayetler dışında sabit olan hükümlerde:
“Mekruh”
“Yenilmez (la yükelü)”
“Yenilesi yasaklanmış” gibi ifadeler kullanmışlardır.
İhtilaflı Bir Kriter
Hayvansal gıdaların haramlık ve helalliğinin tespitinde Şâfii ve Hanbelîler: “(Özellikle Hz. Peygamber dönemi için)Arapların beğeni veya tiksinti duyması”nı bir kriter olarak kabul etmişlerdir.
Ancak Cessâs ve Râzi buna karşı çıkmışlar; ve Hz. Peygamber’in keler yemekten tiksindiği halde yenmesine izin verdiğini delil getirmişlerdir.
Ayrıca Şafiiler hayvanların eti helal ve haram olanlarını tespitte kriter olarak, Köpek dişleri bulunsa bile insana saldırmayan, insandan kaçan hayvanların yenmesini helal saymışlardır, tilki gibi.
Hanefiler ise esas itibariyle görünüme ve selim insan fıtratına tiksinti verici olmamasına dikkat çekmişlerdir.
Hayvanların eti helal ve haram olanlarını tespitte bir diğer kriter ise hayvanın yediği yiyeceklerdir.
Leş ve pislik yiyen (çoğunlukla bunlarla beslenen) hayvanların yenilmesi genel itibariyle helal görülmemiştir.
İslamın getirdiği helal ve haram anlayışı gayet kolay ve anlaşılırdır.
Enam, 119: Üzerine Allah’ın adı anılıp kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldığınız dışında, haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır. Doğrusu bir çokları bilgisizce kendi kötü arzularına uyarak saptırıyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi aşanları çok iyi bilir.
وَقَدْ فَصَّلَ لَكُمْ مَا حَرَّمَ عَلَيْكُمْ إِلَّا مَا اضْطُرِرْتُمْ إِلَيْهِ وَإِنَّ كَثِيرًا لَيُضِلُّونَ بِأَهْوَائِهِمْ بِغَيْرِ عِلْمٍ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِالْمُعْتَدِينَ
Helal ve Haram Konularında taabbudî (sadece Allah emrettiği için yapılan, sebebi/illeti kesin anlaşılamayan) karakter baskındır.
Helal ve haram kılmada en belirgin ilkelerden biri mükellefi sınamak olmakla birlikte,
insanlık için hayırlı olanı gerçekleştirme, ondan zorluğu kaldırma, insanın bedenî, rûhî, aklî ve toplumsal maslahatını gerçekleştirme ve mefsedetleri onlardan giderme gibi esaslara da dayanır.
Mülk, 2: O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.
الَّذِي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَاةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا وَهُوَ الْعَزِيزُ الْغَفُورُ
Enbiya, 35: Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.
كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةً وَإِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
Yiyecek Kategorileri
Hayvanlar
Kur’an’da iyi ve temiz şeylerin helâl, pis şeylerin haram kılındığı (el-Mâide 5/5; ei-ATâf 7/157),
açıkça yasaklananlar dışında yeryüzündeki yenilebilir maddelerin, bu arada hayvan etlerinin kural olarak helâl (el-Mâide 5/1; el-En:âm 6/145; en-Nahl 16/115-116),
Meyte, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilen (el-Bakara 2/173; el-En’âm 6/145; en-Nahl 16/115),
kendiliğinden ölen, boğulmuş, vurulup öldürülmüş, uçuruma yuvarlanıp ölmüş veya boynuzlanıp öldürülmüş, yırtıcı hayvanlar tarafından öldürülüp bırakılmış, kutsanan taşlar üzerine kesilip kurban edilmiş hayvanların haram kılındığı, eğitilmiş avcı hayvanların yakaladığı (veya Öldürdüğü) hayvanların helâl olduğu (el-Mâide 5/3-4),
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْزِيرِ وَمَا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللَّهِ بِهِ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّطِيحَةُ وَمَا أَكَلَ السَّبُعُ إِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَأَنْ تَسْتَقْسِمُوا بِالْأَزْلَامِ ذَلِكُمْ فِسْقٌ
Allah’a büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kurban edilmesi (el-Hac 22/28, 34, 36; el-Kevser 108/2),
üzerine Allah adı anılmadan kesilen hayvanların yenilmemesi gerektiği (el-En’âm 6/121)
ve deniz hayvanlarının yine kural olarak helâl sayılması (el-Mâide 5/96) gibi
fıkhı hükümler bulunmaktadır;
Yahudilere de tırnaklı hayvanların, sığır ve davarın iç yağlarının haram kılındığı bildirilmiştir (el-En’âm 6/146).
Hadislerde ise âyetlerde zikredilen hususların açıklanmasından başka,
hayvanlara şefkat ve merhametle davranmaktan şer’î kesim usullerine,
salya ve artıklarının temizliğinden
verdikleri zararların tazminine kadar birçok konuda ayrıntılı hüküm ve tavsiyelerin yer aldığı görülür.
Eti Yenen ve Yenmeyen Hayvanlar.
İnsanın beslenmesinde önemli bir yeri olan hayvanî gıdalarla ve bilhassa hayvan etleriyle ilgili olarak İslâm dininin getirdiği kayıtlayıcı hükümler, bu konuda yeryüzünde mevcut gelenekler ve inanç çevreleri arasında orta bir yolu temsil ettiği gibi önceki semavî dinlerle ve insan tabiatıyla da uyum gösterir.
İncil
Yeni Ahid’de domuzun haram kılındığına dair açık bir ifadenin yer almaması, üstelik ağza giren şeyin değil ağızdan ve kalpten çıkan şeylerin insanı kirleteceği (Matta, 15/11, 18; Markos, 7/15-23), çarşıda satılan her şeyin yenebileceği (Korintoslular’a Birinci Mektup, 10/25) gibi ifadeler, Tevrat’ta yer alan haramların hıristiyanlar tarafından sonradan helâl sayıldığı ve İncil’in de bu yönde tahrif edilerek yeme içme sınırının çok geniş tutulduğu izlenimini vermektedir
Câhiliye Arapları’nın deve ve koyun gibi esasen eti yenen hayvanlardan belirli özelliklere sahip olanlara özel isimler verip kutsallık atfetmelerinin, onları putlara kurban adayarak veya serbest bırakarak kendilerine haram saymalarının Kur’an’da (el-Mâide 5/103; el-En’âm 6/136, 138-140,143-144) ve hadislerde (Buhârî, ‘”Akika”, 3, 4; Müslim, “Edâhî”, 38) kınanması da yine İslâm’ın bu konuda orta bir yol takip etmesinin sonucudur.
Kur’ân-ı Kerîm’de,
yenmesi mûtat olan deve, sığır ve koyun gibi türlere veya deniz hayvanlarına çeşitli vesilelerle yapılan atıflar hariç etleri yenile-bilecek hayvanlarla ilgili bir döküm verilmemiş,
yenilmemesi gerekenler içinde de sadece domuzun adı bildirilmiştir.
Bu husustaki diğer yasaklar daha çok hayvanın ölüm şekli, kesim usul ve amacıyla ilgilidir (el-Mâide 5/3; el-En’âm 6/121, 145)
Kur’an’ın ifade tarzından, yiyecekler için İslâmiyet’te temel kuralın helâllik olduğu, aksi yönde delil bulunduğu takdirde haramlık hükmünün söz konusu edilebileceği anlaşılmaktadır.
Hadislerde
bununla ilgili daha ayrıntılı hükümlerin yer aldığı ve bazı ölçülerin getirildiği, bunların da netice itibariyle Kur’an’daki ilkeleri açıklayıcı mahiyette olduğu görülür.
Meselâ hadislerde köpek dişli yırtıcı hayvanların ve pençeli yırtıcı kuşların etlerinin yenmeyeceğinin belirtilmesi (Müslim, “Şayd”, 15, l6;Ebû Dâvûd,”Eçinıe”, 32; Tirmizî, “Şayd”, 9, 11) veya bazı hayvan cins ve türleriyle ilgili özel açıklamalar böyledir.
İhtilafın Sebepleri
Hz. Peygamber’in yiyecekler konusundaki uygulamalarının ve şahsî tercihlerinin daima dinî bir emir ve yasak olarak değerlendirilmemesi gerektiği,
bu husustaki hadislerin sahih kabul edilip edilmemesi,
aynı konuda farklı rivayetlerin bulunabilmesi,
âyet ve hadislerde geçen ilke ve ölçülerin yorumlanması ve somut olaylara indirgenmesinin zorluğu,
bölgeler arasında örf, âdet ve hayvanları adlandırma farklılığının bulunması gibi birçok etken
– fıkıh mezheplerinin, hatta mezhep içinde fakihlerin farklı görüş geliştirmelerine yol açmış, sonuçta eti yenen ve yenmeyen hayvanlar üzerine klasik dönem fıkıh literatüründe zengin bir bilgi birikimi oluşmuştur.
ÖRNEKLER
Sığır, davar, deve, tavşan, tavuk, kaz, ördek, hindi gibi evcil
ve geyik, ceylan, dağ keçisi, yabani sığır ve zebra gibi vahşi hayvanlarla
pençeleriyle kaparak avlanmayan güvercin, serçe, bıldırcın, sığırcık, balıkçıl gibi kuşların helâl olduğunda fakihler görüş birliği içindedir.
Çekirge de sünnette yenebileceğine
dair özel hüküm bulunması sebebiyle helâldir (Buhârî, “Zebâ’ih”, 13; Müslim, “Zebâ’ih”, 52; İbn Mâce, “Et’ime”, 3!).
Bu sayılan hayvanların bir kısmının helâlliği “en’âm” veya “behîmetü’l-en’âm” adlandırmasıyla Kur’an’da tasrih edilmiş (el-Mâide 5/1; el-Hac 22/28, 30), diğerleri de Kur’an’in “yiyiniz” dediği iyi ve temiz şeyler (tayyi-bât) kapsamında kabul edilmiştir.
Domuzun haram olduğu Kur’an’ın açık hükmüyle sabittir (el-Bakara 2/173; el-Mâide 5/3; el-En’âm 6/145; en-Nahl 16/ 115).
Bundan başka,
a) Yırtıcı hayvanlar grubundan olan, yani
alt ve üst çenelerindeki dört uzun ve sivri dişiyle kapıp avlanan ve kendisini bu yolla savunan -evcil olsun olmasın- kurt, aslan, kaplan, pars, maymun, sırtlan, köpek, kedi gibi hayvanlar;
b) Pençesiyle kaparak avlanan doğan, şahin, kartal, akbaba gibi yırtıcı kuşlar;
c) Yırtıcı olmamakla birlikte kuzgun, karga gibi leş ve pis şeyler yiyen kuşlar;
d) Tabiatı itibariyle İğrenç bulunan yılan, fare gibi hayvanlar;
e) Akrep, sinek ve böcek gibi zararlılar
fakihlerin büyük çoğunluğu tarafından haram görülmüştür.
En Geniş Mezhep Malikiler
Bazı Mâliki fakihleri, âyette açıkça belirtilen domuz dışındaki hayvanların yenmesini kural olarak caiz görürken mezhepte meşhur görüş gerek aslan, kaplan gibi yırtıcı hayvanların gerekse şahin, kartal vb. yırtıcı kuşların veya pislikle beslenen karga gibi kuşların yenmesinin mekruh olduğu yönündedir.
Bu âlimler, âyetteki genel iznin ilgili hadislerle sınırlanamayacağı, fakat hadislerin de yok sayılamayacağı noktasından hareket etmişlerdir.
İhtilafın sebebi
Bu görüş ayrılığı bir ölçüde Kur’an ile sabit hükümlerin hadislerle neshedilmesine, daraltılmasına veya genişletilmesine dair usul ayrılıklarından kaynaklanmaktadır.
Ayrıca hangi hayvanların köpek dişi veya saldırganlık özelliği taşıdığının tesbiti, bazılarının şeklen köpek dişi olsa bile fonksiyon açısından köpek dişi sayılıp sayılamayacağı, hayvanın tabiatı icabı iğrenç olup olmadığında farklı değerlendirmelerin yapılabilmesi, keler (semender) gibi bazı hayvanlar hakkında ayrıca hadislerin bulunması ihtilâfı genişletmektedir.
Eti yenen hayvanların tespitinde çerçeveyi en dar tutanların Ha-nefîler; en geniş tutanların ise Mâlikîler olduğu söylenebilirse de bu çerçeve içinde pek çok ayrıntı ve görüş farklılığı bulunmaktadır.
Meselâ Hanefîler’e göre yukarıda sayılanlara ilâve olarak çakal, sincap, tilki, kirpi, gelincik, köstebek, kertenkele, keler, salyangoz gibi hayvanlar ve her türlü haşerat haram kabul edilir.
Bunlardan bir veya birkaçını caiz gören mezhepler ve fakihler yanında ayı, fil, kurt, çakal, kedi etini mubah sayan âlimler de vardır.
Yabani tavşan büyük çoğunluğa göre helâl, aralarında Abdullah b. Amr b. Âs’ın da bulunduğu bazı âlimlere göre ise tahrîmen mekruhtur.
Dört mezhepte genel kabul gören görüş evcil eşek etinin haram olduğudur. Bunu bazı Mâliki fakihlerinin tenzîhen mekruh saydığı, hatta bazı sahâbîlerin ve Hanefîler’den Bişr b. Gıyâs el-Merîsî’nin helâl gördüğü rivayet edilir.
At eti, Şâfıî ve Hanbelî hukukçuları İle Hanefîler’den Ebû Yûsuf ve Muhammed’e, ayrıca bazı Mâliki hukukçularına göre helâldir. Hanefî mezhebinde yaygın görüşe ve bazı Mâliki hukukçularına göre yenmesi caiz ise de tenzîhen mekruhtur.
Ebû Hanîfe’den nakledilen meşhur görüşe göre de tahrîmen mekruh ve bazı Mâlikîler’e göre haramdır.
Kanguru da tavşana kıyasla caiz sayılabilir. (O. ÇEKER)
Hayvanlar Annelerine tabidir.
Eti yenen bir hayvanla eti yenmeyen bir hayvanın çiftleşmesinden doğan hayvanların etlerinin yenip yenmeyeceği tartışmalıdır. Doğan yavrunun annesine tâbi olduğunu söyleyen Hanefîler’e göre at ile eşeğin çiftleşmesinden doğan katır hüküm itibariyle annesine bağlıdır. At etini helâl sayanlara göre atın doğurduğu katırın eti de helâldir, fakat eşeğin doğurduğu katırın eti helâl değildir.
Mâlikîler de anneyi esas almakla birlikte doğan hayvanın şeklen eti yenmeyen hayvana benzemesi halinde annesi ne olursa olsun etinin yenmeyeceğini söylerler.
Şâfi-îler ve Hanbelîler ise erkek veya dişiden birinin etinin yenmemesinin yavrunun etinin haramlığı İçin yeterli olduğu görüşündedirler. Onlar erkek ve dişinin ikisini de asıl kabul edip, “Bir şeyde haramlık ve helâllik ihtimali eşit olunca haram oluşu tercih edilir” prensibini esas alırlar. Katır etini, iki farklı cinsten hayvanın çiftleşmesinden doğan yavrunun etiyle ilgili bu temel yaklaşımdan ayrı olarak ele alıp bazı âyet ve hadislere dayanarak haram veya mekruh sayan İslâm âlimleri yanında İbn Hazm gibi helâl olduğunu söyleyenler de vardır
Kümes Hayvanları
Tavuk, kaz, ördek ve hindi gibi kümes hayvanlarının esasen helâl olmasına rağmen dinen necis sayılan maddelerle beslendikleri takdirde bekletilmeden kesilip yenmeleri bütün mezheplere göre mekruhtur;
hatta Ahmed b. Hanbel’den haram olduğu yönünde bir görüş de rivayet edilir. Bu hayvanların bir süre temiz gıda ile beslenmesinden sonra yenmeleri daha uygun olur.
Bu süre için iki, üç, on veya kırk gün gibi bazı rakamlar veriliyorsa da Hanefî fakihi Serahsî’nin ifadesine göre böyle bir tesbit yerine hayvandaki pis kokunun gitmesini sağlayacak kadar bir süre esas alınmalıdır.
Kuşlar
Kuşların etinin yenilebilirliği hakkında genel ölçü pençeli ve pis (habîs) olmamalarıdır.
Mâlikîler’in çoğunluğu, yırtıcı hayvanlar gibi kuşların da pençeleriyle avlanıp avlanmamasını dikkate almaksızın hepsini helâl sayar.
Bazılarında ihtilâf bulunmakla birlikte keklik, bıldırcın, serçe, sığırcık, bülbül, güvercin, kumru, kırlangıç, papağan, baykuş, turna, toy, toygar, saksağan, bağırtlak ve deve kuşunun eti helâldir.
Saksağan, kırlangıç ve baykuş Şafiî ve Hanbelîler’e, papağan ve tavus ise yalnız Şâfiîler’e göre haramdır.
Hüdhüd Hanefî ve Mâlikîler’e göre mekruh,
Şâfıî ve Hanbelîler’e göre haramdır.
Yarasa Hanefî ve Mâlikîler’e göre mekruh (veya haram), Şafiî ve Hanbelîler’e göre haramdır.
Göçeğen kuşu (surad) Hanefîler’e göre
mekruh, diğerlerine göre helâldir.
Kartal, atmaca, şahin, doğan, kerkenez ve delice gibi avcı kuşlarla akbaba ve pençesiz de olsa kuzgun, karga gibi leş yiyen diğer kuşlar ise çoğunluğa göre haramdır.
Haşerat
Yerin altında veya üstünde yaşayan her tür böcek, sinek, örümcek, kırkayak, tırtıl, meyve kurdu, akrep, yılan, kertenkele, keler, kurbağa, salyangoz, fare, köstebek vb. hayvanların yenmesi haramdır.
Mâlikîler’in çoğunluğu, yukarıda belirtilen temel görüşlerine uygun biçimde bu tür hayvan ve böcekleri yemenin helâl olduğunu söylemiştir. Haşarat türüne giren çekirgenin helâl olduğunda ise ihtilâf yoktur.
Deniz Ürünleri
Deniz avının ve denizden gelen yiyeceğin helâl olduğunu (el-Mâide 5/96) ve buradan taze et yendiğini (el-Fâtır 35/12) ifade eden âyetlerle deniz suyuna dair bir soruya Hz. Peygamber’in verdiği, “Onun suyu temiz, meytesi (içinde ölen) helâldir” (Ebû Dâvûd, “Taharet”, 4); Tirmizî, “Taharet”, 52) şeklindeki cevapla, haklarında özel hüküm bulunmayan konularda mubahlığın esas alınacağı ve pis şeylerin yenilemeyeceği gibi genel prensipler suda yaşayan hayvanlara dair hükümlerin temelini teşkil eder.
Bu delilleri, kara hayvanlarıyla ilgili yaklaşımlarına paralel bir şekilde yorumlayan Hanefîler sadece balık (semek) türündeki su ürünlerinin helâl olduğunu, midye, İstakoz, karides gibi hayvanların etinin yenmeyeceğini söylerken
Mâlikîler bütün su ürünlerini helâl kabul ederler.
Şâfıîler, temelde su ürünlerinin hepsini helâl saymakla birlikte bir grup Şafiî ve Hanbelî fıkıhçıya göre balık dışında kalanların hükmü benzeri kara hayvanlarına kıyaslanarak tesbit edilir.
Hanefî ve Şâfıî mezheplerine göre hem karada hem suda yaşayan kurbağa, kaplumbağa, yılan ve yengeç gibi hayvanlardan yılan zehirli, diğerleri de pis olduğu için yenmez.
Mâlikîler bu tür hayvanların yenmesini kural olarak caiz görürken
Hanbelîler timsah, kurbağa ve yılanı haram sayar, diğerlerini ise kanı olanların (meselâ su samuru, yengeç, deniz kaplumbağası) kesilmesi kaydıyla caiz görürler.
Avlanarak elde edilen balıklar yanında suyun çekilmesi, birden aşırı derecede ısınması veya soğuması yahut bir yere sıkışma gibi tabii sebeplerle ölen balıklar da yenir.
Ancak diğerlerinin zayıf kabul ettiği bir hadisi (İbn Mâce, “Şayd”, ]8; Ebû Dâvûd, “Et’ime”, 35) esas alan Hanefîler, belirtilen sebeplerin dışında kendiliğinden ölen ve genellikle su üstüne çıkan balıkların yenmesini haram görürler.
Maddesel ve Bitkisel Gıdalar
Prensip olarak helaldir.
Ancak:
Sarhoşluk veren alkollü içecekler
Uyuşturucu (Keyif verici) maddeler
Zehirli maddeler
Yasaklanmıştır.
Bakara 267 de kesbedilen/kazanılan şeylerde tayyibat şartı koşulmuşken, yerden çıkarılan şeyler için tayyibât şartı koşulmamıştır. Dolayısıyla yerden çıkan tüm madenler temizdir. (O. Çeker)
Bakara, 267: Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا أَنْفِقُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّا أَخْرَجْنَا لَكُمْ مِنَ الْأَرْضِ وَلَا تَيَمَّمُوا الْخَبِيثَ مِنْهُ تُنْفِقُونَ وَلَسْتُمْ بِآَخِذِيهِ إِلَّا أَنْ تُغْمِضُوا فِيهِ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ غَنِيٌّ حَمِيدٌ (267)
Maden ve Bitkilerde Temel Kriterler
Aklın korunması esasına aykırı olan maddesel ve bitkisel gıdalar yasaklanmıştır.
İnsana zarar veren, hayatı yok eden maddeler yasaklanmıştır.
İnsan sağlığına zarar verici maddeler yasaklanmıştır.
Keyif verici olan ve bağımlılık yapan madde ve bitkiler yasaklanmıştır.
Genel kural
“Çok miktarda içilmesi sarhoşluk veren her içeceğin, az miktarda içilmesi de haramdır.
أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ { مَا أَسْكَرَ كَثِيرُهُ ، فَقَلِيلُهُ حَرَامٌ } د، ت، حم، ن، جه…
Ebu Hanife ve Ebu Yusuf’a göre:
Bazı içecekler sarhoşluk verici nitelik taşısa bile, bunlardan sarhoş etmeyecek miktarda vücut direncini artırmak vs. gerekçelerle içmek caizdir. (bu hüküm klasik literatürde üzüm suyunun henüz şaraba dönüşmeden önceki (nebîz) halinde içilmesi ile ilgili olarak verilmiştir).
Ancak keyif verici madde olarak tüketilmesi ittifakla caiz değildir.
İ. Muhammed “azı da çoğu da haramdır” görüşündedir.
Uyuşturucu maddeler haramdır
Ban otu, afyon, haşhaş gibi bitki kökenli uyuşturucu maddelerin keyif verici olarak kullanılması aklı ifsat ettiği için haramdır.
Gazlı içecekler
İki unsur belirleyicidir:
1- İçeceğe katılan etil alkolün necis olup olmadığı
2- İçeceğin sarhoşluk verici nitelik taşıyıp taşımadığı.
Ayette geçen “hamr”ın necis olup olmadığı tartışmalıdır.
Çoğunluk necis olduğu kanaatindedir.
Bazı aimler ayette geçen (Maide 90) rics ifadesinin maddi pisliğe değil manevi bir nitelemeye işaret ettiğini, maddi necis olduğunu gösteren herhangi bir delil bulunmadığını savunmaktadır.
Necis kabul edilse dahi oranı çok düşük olduğu için içeceği necis kılmayacağı ileri sürülmüştür (Ebu seri, Ahkamu’l-etime)
Gazlı içeceklerdeki sarhoş edicilik konusuna gelince,
“bir oturuşta, bir bardağın etkisi geçmeden idğerini içmek suretiyle içilebilecek kadar “çok miktar”ı insanı sarhoş ediyorsa bu sıvının azını içmek caiz değildir.”
Söz konusu içeceklerin çok miktarının insanı sarhoş etmediği için içilmesinde bir sakınca olmadığı ifade edilmiştir.
İstihale ile ilgili birkaç soru
Soru: Protoinin alfa sarmalındaki hidrojen bağlarının kopmasıyla kolejenin jelatine dönüştüğü doğru ise, sıvı yumurtanın kaynatılarak katı yumurtaya dönüşmesi, böyle b,r değişim midir.
İstihale ile ilgili Dini açıdan izahı gereken bazı sorular.
Domuzun haramlığının illetini bilmediğimiz halde, illeti bilinen şaraptaki illetin kalkması olarak anlaşılan sirkeye dönüşmeye bunu nasıl kıyas edeceğiz?
Eğer domuzun haramlığının illeti bilinseydi (şaraptaki iskar gibi) –mesela domuz için necis ya da zararlı olmasıdır diyebilseydik- o zaman istihale yoluyla bunun ortadan kalkmasıyla temiz oldu diyebilirdik. Ama bilinmiyor.
Ayrıca esas itibariyle şaraptaki istihale sarhoş ediciliğin (iskar) varlığı ve yokluğuna bağlı, en azından fikir veren bir illet-vasıf mevcut, ancak domuzda böyle bir şey var denebilir mi?
Eğer şarabın sirkeye dönüşmesine kıyaslarsak, orada asıl itibariyle temiz olan bir şey arızi bir sıfatla haram sayılıyor. Ki arızı sıfatlarda asıl olan ademdir. Domuzda böyle bir arızı sıfat söz konusu mu.
Hz. Peygamberden gelen şu iki rivayet nasıl anlaşılacak:
Leş hayvanların iç yağları ile gemi yağlamayı yasaklıyor
Leşin derisini alıp, tabaklayın, istifade edersiniz diyor.
Beni dinlediğiniz için teşekkürler
Dr. Murat ŞİMŞEK
DİB Konya Selçuk Eğitim Merkezi
Konya Haziran 2010
Popularity: 83% [?]



sy hocam sag olun Allah razi olsun yazinizi bulup okudum çokda menun oldum gerçekten mükemmel bir
çalisma yapmissiniz,tesekür ederim , sag olun var olun slm ve dua ile kaliniz.
Verdiğiniz bilgiler güzel fakat yeterli değil.Katkı maddelerinin eklenmesi sonucu haram olan gıdalardan bahsetmemişsiniz.
İnternette dolaşan menfaat gereği ,tatmin gereği yazılanlara itibar etmiyoruz.Yakın bir gelecekte katkı maddeleri ve gıdalarda meydana getirdikleri ile insan vücudundaki etkileri konusunu ,gerçek bir uzmanın kaleminden kip olarak bizlere ulaşacak inşaallh.O zamna kadar ,her zamankiönerimizi tekrar etmek durumundayız.”Helal ve sağlıklı olanı azye.Doğal olanı tercih et”
Hoşçakalın.