Sofrada Sıfır Artık Kampanyası Başladı !

ÇEKÜD:Çevre ve Kültür Kuruluşları Dayanışma Derneği İsrafı önlemek için Sofrada Sıfır Artık Kampanyası başlattı.
Çeküd Yönetim kurulu Başkanı Sayın SüleymanYorulmaz In konuyla alkalı açıklamaları:
“Sofrada Sıfır Artık”  nedir ?
Bu bir sosyal sorumluluk projesidir.
Bu projeyle sağlıklı beslenme, israf,
aşırı tüketim, çevre sağlığı ve sosyal sorumluluklarımız konusunda toplumda bir
farkındalık oluşturulması amaçlanmaktadır.
İSRAF’ın çevre ile ilgisi nedir?
İsraf her türlü imkan ve varlığı gereksiz ve ölçüsüz
şekilde harcama, saçıp savurma anlamlarına gelir. İsraf, çevre kirliliğinin
temel unsurlarından biridir. Bu kirliliğin boyutunu kavramak için pirinç
konusunda basit bir örneklendirme yapmak yeterli olacaktır.
Türkiye’de yaşayan 70 milyon kişi sofrasından günde bir pirinç tanesini çöpe atsa, günlük
2,5 ton pirinç israf ediliyor demektir. 70 milyon kişi günde bir kaşık israf
etse  250 ton, bir porsiyon israf etse 5000 ton pirinç çöpe gidiyor demektir.

Zayi olan bir pirinç tanesini yetiştirmek amacıyla; tarlanın sürülmesi,
tohumunun temini, ekilmesi, sulanması, gübrelenmesi, biçilmesi, işlenmesi,
nakliyesi, depolanması, pazarlanması, pişirilmesi için harcanan ciddi bir emek
ve enerji harcanmakta, bu işlemlerden dolayı havada, suda, toprakta ciddi bir
kirlenme meydana gelmekte, kişisel ve global anlamda ciddi bir ekonomik kayıp
oluşmaktadır.
İsraf olan pirinç örneğimizi 6,5 milyar nüfusa
ölçeklediğimizde ortaya çıkacak  ekonomik ve ekolojik kayıplar korkunç rakamlara
çıkacaktır. Boşa yanan her bir ampül, boşa akan her bir damla su, çöpe giden her
bir dilim ekmek dolayısqıyla global anlamda meydana gelecek kayıplar bundan
farklı olmayacaktır.
İsrafla ihtiyacı ayırmanın ölçüsü nedir?
Ihtiyaçlar kişiye, zamana, mekana göre değişebilir. Ölçü, suni
ihtiyaçlarla gerçek ihtiyaçların doğru tespit edilmesidir. Bu da irade eğitimi
ile arzu ve heveslerin kontrol altına alınması, kritik ve analitik düşünme
sistematiğinin sağlıklı çalıştırılması ile mümkün olabilir.
Kampanyanın kişisel ve sosyal faydaları nelerdir ?
Bugün dünyada birçok insan sağlıklı ve yeterli beslenme imkanlarından yoksun bir
şekilde açlıkla pençeleşirken, bir çokları da sağlıksız gıdaları sağlıksız
yollarla almaktan ya da haddinden fazla tüketmekten kaynaklanan hastalıklarla
mücadele etmektedir. “Sofrada Sıfır Artık” sağlıklı beslenmenin ön şartıdır.

Açıklanan istatiksel verilere göre dünyada 800 milyon insan açlıkla, bir
milyar insan susuzlukla mücadele etmektedir. Soframızdan çöpe giden
yiyeceklerde, musluğumuzdan boşa giden sularda açlık ve sefalet içinde yaşayan
insanların hakları vardır. “Sofrada Sıfır Artık” sağlıklı bir sosyal yapının ön
şartıdır.
Sofrada Sıfır Artık Kampanyası kilo aldırır mı?
Bu kampanyadan amaç israfı önlemektir. Tabağındaki yemeği sonuna
kadar bitirme gayreti içine giren herkes aynı zamanda sofrasındaki çeşitliliği
de bir miktar azaltmak zorunda kalacaktır. Yaşam tarzına en uygun miktar ve
çeşitte alınan gıdalar vücudumuza sıhhat, ruhumuza ferahlık verecektir.

Yemek kültürü, yaşanan çağa ve coğrafyaya, bulunulan iklim ve kültüre,
fiziksel ve ruhsal hatta mesleki, ekonomik, ticari ve sosyal şartlara göre
değişkenlik göstermektedir. Değişmeyecek tek şey yemeğin ihtiyaç miktarı
alınması gereğidir.
Yemekli toplantı ziyafet veya ikramlarda ölçüyü korumak mümkün mü?
Bir öğünde alınan gıda değil, gün içinde alınan
toplam gıda miktarı önemlidir. Dolayısıyla özel durumlarda fazla alınan kalori
miktarı, gün içinde öğün ve çeşit azaltımına gidilerek dengelenebilir.
Yemek usulü ile israf arasında bağlantı var mıdır?
Açık büfe israfı önleyici en uygun yemek usulüdür. Önemli olan kişinin iradesine
sahip olup, tabağına kendine yetecek miktarda gıda almasıdır. Bu usulde ana
masada kalan yemekler çöpe gitmeyip, tekrar  işlenerek değerlendirilebilir.

Tabldot usulü standart yemek servislerinde ise kişinin zevk, ihtiyaç ve
alışkanlıklarını gözetmek mümkün olmadığından, yemek artığı daha fazla
olmaktadır.
Sonuç :
Bir insanın ekonomik imkanlarının çok
olması, yediğinde, içtiğinde, giydiğinde israf etme hak ve yetkisini vermez.
Çevremizi ve içindeki tüm canlıları onları yaratan ve bizlere emanet eden
Rabbimiz adına sevmek ve korumakla yükümlüyüz. Bu kanuni bir yükümlülük değil
sevgi temelli ahlaki bir yükümlülüktür.
Kainatı yaratan ve bütün güzellikleriyle birlikte insanoğluna emanet eden Yüce Yaratıcı Kur’an-ı Kerim’inde bu işin ölçüsünü ve çözüm yolunu şöyle özetlemiştir: “Yiyiniz, içiniz fakat israf
etmeyiniz”

Popularity: 2% [?]